Barış Makale ERKE

Barış DAĞDEVİREN

Mechanical Engineer

ERKE Sürdürülebilir Bina Tasarım ve Danışmanlık

 

 

Günümüzde yapıların şekillendirilmesinde sürdürebilir ve enerji etkin bina kavramları öne çıkmaya başlamıştır. Binalarda kullanılan cephe sistemlerinde de bu kavramların etkileri hissedilebilir durumdadır. Binaların önemli bir kısmını oluşturan cephe sistemleri binaları şekillendirme, iç mekan ile dış mekanı birbirinden ayırma ve birbirine bağlama, bina kullanıcılarının ihtiyaç duyduğu konfor şartlarını sağlama ve iç mekanı dış ortam şartlarından koruma gibi görevleri üstlenmektedir. Cephe sistemleri üstlendikleri bu görevler ile bina performansını önemli ölçüde etkilemektedirler.

Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (USGBC) tarafından geliştirilmiş yeşil bina derecelendirme sistemlerinden biri olan LEED (Leadership in Energy and Environmental Design – Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik), cephe sistemlerini birden fazla başlık altında incelemekte ve değerlendirmede bulunmaktadır. Uluslararası derecelendirme sistemleri içerisinde dünyada en yaygın olarak kullanılan LEED, bina ve kent ölçeğinde çevresel sürdürülebilir tasarım, inşaat ve işletme kriterlerini ortaya koymaktadır. Geleneksel yapılara göre daha sağlıklı, çevresel sorumluluk sahibi ve daha karlı yüksek performanslı yapıları tanımlayan gönüllülük esaslı bir standarttır.
LEED bina kullanıcılarının sağlığı, üretkenliği, konforu, bina enerji tüketimi, iç mekan kalitesi gibi kriterlerle birden fazla başlık altında cephe sistemlerini incelemektedir.
Bir veya birden fazla katmandan oluşabilen cephe sistemleri malzemeler ve kaynaklar başlığı altında incelendiğinde; cephe sistemlerinin yapısında kullanılacak malzemelerin insan sağlığına ve doğaya verdiği zararları en az indirmek hedeflenmektedir. Uçucu organik bileşik (VOC) içeren malzemelerin kullanımının minimum seviyede olması beklenmektedir. Ayrıca cephe sistemlerindeki malzemelerin yeniden kullanımı ve geri dönüşümünün sağlanması da bu başlık değerlendirilmektedir.
İç mekan kalitesi başlığı kapsamında bina kullanıcılarının üretkenliğini arttırmak ve konforunu sağlamak amacıyla gün ışığından en üst seviyede yararlanılması, kullanıcılara manzara sağlanması ve akustik konforun sağlanması beklenmektedir. Cephe sistemlerindeki infiltrasyonlar en az indirilerek ısıl konforun devamlılığı sağlanmakta ve kayıplar önlenebilmektedir. Ayrıca cephe sistemlerinde yapılacak tasarımlarla doğal havalandırmaya imkan sağlanabilmektedir.
Dünya üzerinde enerji tüketiminin büyük bir bölümünün binalarda gerçekleştiği bilinmektedir. Bu yüzden binalarda enerjinin etkin bir biçimde kullanılması büyük önem taşımaktadır. Cephe sistemlerinin binanın enerji performansına doğrudan etkisi bulunmakta ve bu etki LEED’te enerji ve atmosfer başlığı altında ele alınmaktadır. LEED’in en güncel sürümü olan LEED v4 projelerinde mekanik sistem ve cephe sistem tasarımları yapılırken ASHRAE 90.1-2010 standartları referans alınmaktadır ve tasarımlar yapılırken bu standartlara uygun tasarımların yapılması gerekmektedir. ASHRAE bina cephe sistemlerinin tasarımı için farklı iklim şartlarına göre 8 ayrı tasarım zonu oluşmuştur. Ülkemiz geneli iklim şartları düşünüldüğünde Zon 4 altında tasarımlar yapılmaktadır. Bu noktada cephe sistemlerinde kullanılan yapı bileşenlerinin ısıl geçirgenlik katsayıları belli değerlerin altında olması beklenmektedir. ASHRAE 90.1-2010 standartlarında cephe sistemleri, toprak altı ve toprak üstü duvarlar, kapılar, çatılar ve pencereler için maksimum ısıl geçirgenlik katsayı değerleri verilmektedir. Yapılacak yalıtım çalışmaları, cam ve malzeme seçimleri sayesinde ısıtma ve soğutma için gerekli enerji minimize edilerek cephe sistemlerinin binanın enerji performansına katkısı çok fazla olacaktır.
LEED ile beraber estetik kaygı dışında cephe sistemlerinin insana, çevreye, ekonomiye olan etkileri ele alınmakta, mimarların ve mühendislerin ortak çalışmaları ile beraber en uygun cephe tasarımları yapılabilmektedir.

 

Bu makale Tasarım Dergisi‘nin 271.sayısından alınmıştır.