Ekin Çağlar GÖKBAŞ

LEED AP ID+C,  ENV SP

Environmental Engineer

ERKE Sürdürülebilir Bina Tasarım Danışmanlık

 

Sürdürülebilir bina yaratmak; binanın inşa edildiği arazinin seçiminden itibaren, saha alanının, binanın ve tüm iç mekanlarının tasarımını ve inşaatını içeren oldukça kapsamlı bir süreçtir. Yeni bina tasarımlarında LEED danışmanı olarak biz, tüm bu süreçlerde aktif rol alarak tasarıma sürdürülebilir dokunuşlarda bulunmaya çalışıyoruz. Fakat her projede, projenin tüm alanlarına müdahale edebilmek çok kolay olmayabiliyor. Çekirdek ve kabuk olarak tasarlanmış binalarda, binayı kiralayacak olan kiracılara ulaşabildiğimiz tek kaynak LEED Kiracı Tasarım Rehberi oluyor. Yani aslında, çekirdek ve kabuk ölçeğinde sertifikalandırdığımız bir projenin iç mekanlarında LEED Kiracı Tasarım Rehberi’ne uygun tasarım yapılsa da iç mekanlar sertifikalandırılmadığından bütünsel bir sertifika sağlamış olamıyoruz. İşte bu noktada Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (US Green Building Council, USGBC), çekirdek ve kabuk olarak tasarlanmış ya da herhangi bir sertifikası olmayan binaların iç mekanlarını kullanacak kiracılar için yalnızca kendi kullanım alanlarını sertifikalandırabileceği LEED Interior Design and Construction (LEED ID+C) sertifikasını karşımıza çıkarıyor ve kiracıların yalnızca kendi alanlarına sertifika alabilmelerine imkan yaratıyor.
LEED ID+C sertifikası, ticari iç mekanlara alınabildiği gibi, mağazaların iç mekanları ve konaklama binalarının iç mekanları da sertifikalandırılabilmektedir. Bu sertifikayı alabilmek için, kiralanan alanın LEED sertifikalı bir binada olması bir zorunluk değildir. Kiracılar tamamen kendi tasarım ve inşaat hassasiyetleriyle gerekli çalışmaları yaparak bu sertifikayı almaya hak kazanabilirler. Fakat kiralanan alan zaten sertifikalandırılmış bir binada ise, kiracılar kendi sertifika süreçlerinde, binanın çekirdek ve kabuk ölçeğinde kazanmış olduğu puanlardan hiçbir ek çalışma yapmadan otomatik olarak puan kazanma hakkına sahiptirler.
Dünyada şu anda sertifikalandırılmış veya sertifikasyon süreci devam eden 8547 adet ticari iç mekanlar projesi ve 2470 adet mağazalar için iç mekanlar projesi bulunmaktadır. Çekirdek ve kabuk ölçeğindeki binaların oldukça fazla sayıda inşa edildiği ülkemizde, kiracıların bilinçleri de gün geçtikçe artmaktadır.
LEED ID+C sertifikası almayı hedefleyen projeler “Location and Transportation”, “Water Efficiency”, “Energy and Atmosphere”, “Materials and Resources” ve “Indoor Environmental Quality” konu başlıklarından puan alabilmektedir.
Proje konumu ve ulaşım konu başlığının ve kredilerinin temel mantığı, projeyi doğru bir yerde konumlandırarak kullanıcıların ulaşımdan kaynaklı karbon emisyonlarını azaltmak, kullanıcı sağlığına ve enerji verimliliğine katkı sağlayacak alternatif ulaşım imkanlarına teşvik etmektir. Bu yüzden projenin yapılaşma yoğunluğu yüksek bir bölgede seçilmesi önemlidir. Bina kullanıcıları, günlük hayatlarında ihtiyaç duydukları alışveriş merkezi, hastane, okul vb. temel servislere yürüme mesafesi ile ulaşarak otomobil kullanımını en aza indirgemiş olur. Bunun yanı sıra, projenin toplu taşıma ağlarına yürüme mesafesinde olması ya da ihtiyaç duydukları temel servis ve toplu taşıma imkanlarına bisikletle ulaşabiliyor olmaları yine aynı şekilde otomobil kullanımını azaltan imkanlar olarak sayılabilir. Mümkün olduğunca düşük kapasiteli otopark tasarlamak, kullanıcıları bireysel araç kullanımı yerine paylaşımlı araç kullanımına teşvik ederek trafikteki araç sayısının azaltılmasına yardımcı olur.
İç mekanlarda kullanılan vitrifiye armatür ve rezervuar seçimleri projenin iç mekan su verimliliği açısından çok önemlidir.Düşük debili armatürler ve düşük hacimli rezervuarlar seçmek projenin iç mekanlardaki su tüketiminde %50’ye yakın bir su tasarrufu sağlarken, projede bulunabilecek çamaşır makinesi, bulaşık makinesi vb. proses ekipmanları da su ve enerji tasarruflu seçilmektedir.
Binada yapılan tasarıma uygun olarak, projede ASHRAE 90.1-2010 standardına göre %28’e kadar enerji verimliliği, ASHRAE 62.1-2010 standardına göre %30 arttırılmış taze hava sağlanır ve kullanıcılara ortamda bulunan karbondioksit miktarını izleme imkanı tanınır. Aynı zamanda kullanıcıların, sağlık için oldukça önemli olan gün ışığı ve manzaradan maksimum oranda faydalanmasını sağlayacak mimari tasarımlar yapılır.
Projede hem inşaat hem işletme aşamasında bir atık yönetim planı uygulanır ve geri dönüştürülebilen atıkların ayrı toplanarak geri dönüşüm tesislerine gönderilmesi sağlanır.
İç mekan tasarımlarında kullanılan sabit malzemelerin; çevresel etkilerinin, ham madde çıkarımlarının ve malzeme içeriklerinin bağımsız kuruluşlar tarafından sertifikalandırılmış ürünlerden seçilmesine dikkat edilir. Bunun yanında malzeme seçimleri, geri dönüştürülmüş içeriği yüksek, kaynağı hızla yenilenebilir malzemelerden seçilerek zenginleştirilir. Ayrıca iç mekanlarda kullanılan tüm boya, kaplama, yapıştırıcı gibi yapı kimyasallarının, insan sağlığına negatif etkileri olan özellikle kanserojen içeriklerinin minimize edildiği bağımsız kuruluşlarca kanıtlanmış malzemelerden seçilmesi sertifikanın projeye kattığı değerlerdendir.
Özet olarak, iç mekanlarda tasarım yaparken hassasiyet gösterdiğimiz sürdürülebilir yaklaşımı, proje alanı özelinde sertifikalandırabilir ve tasarımımızı LEED ID+C sertifikası ile kanıtlayabiliriz.

Bu makale Tasarım Dergisi’nin 269.sayısından alınmıştır.

Ekin Çağlar GÖKBAŞ

LEED AP ID+C,  ENV SP

Environmental Engineer

ERKE Sürdürülebilir Bina Tasarım Danışmanlık

 

TASARIMA YÖN VERİRKEN LEED INTERIOR DESIGN AND CONSTRUCTION SERTİFİKASI

Sürdürülebilir bina yaratmak; binanın inşa edildiği arazinin seçiminden itibaren, saha alanının, binanın ve tüm iç mekanlarının tasarımını ve inşaatını içeren oldukça kapsamlı bir süreçtir. Yeni bina tasarımlarında LEED danışmanı olarak biz, tüm bu süreçlerde aktif rol alarak tasarıma sürdürülebilir dokunuşlarda bulunmaya çalışıyoruz. Fakat her projede, projenin tüm alanlarına müdahale edebilmek çok kolay olmayabiliyor. Çekirdek ve kabuk olarak tasarlanmış binalarda, binayı kiralayacak olan kiracılara ulaşabildiğimiz tek kaynak LEED Kiracı Tasarım Rehberi oluyor. Yani aslında, çekirdek ve kabuk ölçeğinde sertifikalandırdığımız bir projenin iç mekanlarında LEED Kiracı Tasarım Rehberi’ne uygun tasarım yapılsa da iç mekanlar sertifikalandırılmadığından bütünsel bir sertifika sağlamış olamıyoruz. İşte bu noktada Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (US Green Building Council, USGBC), çekirdek ve kabuk olarak tasarlanmış ya da herhangi bir sertifikası olmayan binaların iç mekanlarını kullanacak kiracılar için yalnızca kendi kullanım alanlarını sertifikalandırabileceği LEED Interior Design and Construction (LEED ID+C) sertifikasını karşımıza çıkarıyor ve kiracıların yalnızca kendi alanlarına sertifika alabilmelerine imkan yaratıyor.
LEED ID+C sertifikası, ticari iç mekanlara alınabildiği gibi, mağazaların iç mekanları ve konaklama binalarının iç mekanları da sertifikalandırılabilmektedir. Bu sertifikayı alabilmek için, kiralanan alanın LEED sertifikalı bir binada olması bir zorunluk değildir. Kiracılar tamamen kendi tasarım ve inşaat hassasiyetleriyle gerekli çalışmaları yaparak bu sertifikayı almaya hak kazanabilirler. Fakat kiralanan alan zaten sertifikalandırılmış bir binada ise, kiracılar kendi sertifika süreçlerinde, binanın çekirdek ve kabuk ölçeğinde kazanmış olduğu puanlardan hiçbir ek çalışma yapmadan otomatik olarak puan kazanma hakkına sahiptirler.
Dünyada şu anda sertifikalandırılmış veya sertifikasyon süreci devam eden 8547 adet ticari iç mekanlar projesi ve 2470 adet mağazalar için iç mekanlar projesi bulunmaktadır. Çekirdek ve kabuk ölçeğindeki binaların oldukça fazla sayıda inşa edildiği ülkemizde, kiracıların bilinçleri de gün geçtikçe artmaktadır.
LEED ID+C sertifikası almayı hedefleyen projeler “Location and Transportation”, “Water Efficiency”, “Energy and Atmosphere”, “Materials and Resources” ve “Indoor Environmental Quality” konu başlıklarından puan alabilmektedir.
Proje konumu ve ulaşım konu başlığının ve kredilerinin temel mantığı, projeyi doğru bir yerde konumlandırarak kullanıcıların ulaşımdan kaynaklı karbon emisyonlarını azaltmak, kullanıcı sağlığına ve enerji verimliliğine katkı sağlayacak alternatif ulaşım imkanlarına teşvik etmektir. Bu yüzden projenin yapılaşma yoğunluğu yüksek bir bölgede seçilmesi önemlidir. Bina kullanıcıları, günlük hayatlarında ihtiyaç duydukları alışveriş merkezi, hastane, okul vb. temel servislere yürüme mesafesi ile ulaşarak otomobil kullanımını en aza indirgemiş olur. Bunun yanı sıra, projenin toplu taşıma ağlarına yürüme mesafesinde olması ya da ihtiyaç duydukları temel servis ve toplu taşıma imkanlarına bisikletle ulaşabiliyor olmaları yine aynı şekilde otomobil kullanımını azaltan imkanlar olarak sayılabilir. Mümkün olduğunca düşük kapasiteli otopark tasarlamak, kullanıcıları bireysel araç kullanımı yerine paylaşımlı araç kullanımına teşvik ederek trafikteki araç sayısının azaltılmasına yardımcı olur.
İç mekanlarda kullanılan vitrifiye armatür ve rezervuar seçimleri projenin iç mekan su verimliliği açısından çok önemlidir.Düşük debili armatürler ve düşük hacimli rezervuarlar seçmek projenin iç mekanlardaki su tüketiminde %50’ye yakın bir su tasarrufu sağlarken, projede bulunabilecek çamaşır makinesi, bulaşık makinesi vb. proses ekipmanları da su ve enerji tasarruflu seçilmektedir.
Binada yapılan tasarıma uygun olarak, projede ASHRAE 90.1-2010 standardına göre %28’e kadar enerji verimliliği, ASHRAE 62.1-2010 standardına göre %30 arttırılmış taze hava sağlanır ve kullanıcılara ortamda bulunan karbondioksit miktarını izleme imkanı tanınır. Aynı zamanda kullanıcıların, sağlık için oldukça önemli olan gün ışığı ve manzaradan maksimum oranda faydalanmasını sağlayacak mimari tasarımlar yapılır.
Projede hem inşaat hem işletme aşamasında bir atık yönetim planı uygulanır ve geri dönüştürülebilen atıkların ayrı toplanarak geri dönüşüm tesislerine gönderilmesi sağlanır.
İç mekan tasarımlarında kullanılan sabit malzemelerin; çevresel etkilerinin, ham madde çıkarımlarının ve malzeme içeriklerinin bağımsız kuruluşlar tarafından sertifikalandırılmış ürünlerden seçilmesine dikkat edilir. Bunun yanında malzeme seçimleri, geri dönüştürülmüş içeriği yüksek, kaynağı hızla yenilenebilir malzemelerden seçilerek zenginleştirilir. Ayrıca iç mekanlarda kullanılan tüm boya, kaplama, yapıştırıcı gibi yapı kimyasallarının, insan sağlığına negatif etkileri olan özellikle kanserojen içeriklerinin minimize edildiği bağımsız kuruluşlarca kanıtlanmış malzemelerden seçilmesi sertifikanın projeye kattığı değerlerdendir.
Özet olarak, iç mekanlarda tasarım yaparken hassasiyet gösterdiğimiz sürdürülebilir yaklaşımı, proje alanı özelinde sertifikalandırabilir ve tasarımımızı LEED ID+C sertifikası ile kanıtlayabiliriz.

Bu makale Tasarım Dergisi’nin 269.sayısından alınmıştır.